
Giresun → Erzurum
Karadeniz'in fındık başkentinden Doğu Anadolu'nun kar dağlarına 435 kilometre — Şebinkarahisar'ın ortaçağ Mavrokastron kalesinden geçip Suşehri ve Erzincan'ın Karasu vadisini izleyerek Erzurum'un Selçuklu medreselerine varan iki günlük dramatik bir iklim ve uygarlık geçişi.

Hoş geldin. Ben Gül Dinç, bugün seninle gerçekten dramatik bir geçiş yapıyoruz. Önümüzde 435 kilometre var; sabah Karadeniz'in fındık başkentinden çıkıp akşam Doğu Anadolu'nun kar dağlarındayız, arada iki gün, yedi durak ve neredeyse iki bin metre rakım farkı. Önce Giresun'dan Şebinkarahisar'a tırmanacağız — antik adı Pompey'in Colonia'sı, ortaçağ kalesi Mavrokastron, bugünün 1.364 metre rakımındaki sessiz Anadolu kasabası. Sonra Suşehri ve Refahiye üzerinden Karasu vadisinin içine girip Erzincan'a, oradan da Aşkale ve Çoruh'un başlangıç noktalarından Erzurum'a varacağız. Erzurum'da seni bekleyenler küçük değil — 13. yüzyıldan kalma Çifte Minareli Medrese, İlhanlı dönemi Yakutiye Medresesi, Selçuklu kalesi, ve 1.900 metre rakımdaki kentin kar tadı. Tatilpanosu için bu rotayı sana özellikle hazırladım çünkü inan bana, bu yol bir geçiş değil, bir uygarlık değişimi. Bagajı topla, deponu doldurmuştum diye umuyorum, çıkıyoruz.
Tur Planlayıcı
Başlangıç saatini seç, plan otomatik hesaplansın
Giresun → Erzurum Yolculuk Hazırlığı
Hazırlık
Bavul
Araç
Belgeler
Yol Güzergahı
Haritada bir durağa tıkla veya kartları aşağı kaydırarak harita otomatik o noktaya yaklaşır.

Yola Giresun'dan başlıyoruz; ama bu rotada başlangıcımızın anlamı her zamankinden farklı çünkü önümüzdeki iki gün boyunca sürekli yukarı çıkacağız. Şu an deniz seviyesindesin, akşamına Şebinkarahisar'da 1.364 metre rakımda olacaksın, ertesi gün Erzurum'da 1.900 metre'ye varacaksın. Yani Giresun'dan ayrılırken aslında denizle vedalaşıyorsun — bu rotada bir daha sahil görmeyeceksin, manzara fındık bahçelerinden dağ yaylalarına, sonra kar tutmuş Anadolu platosuna dönecek. Atapark çevresine aracını bırak, sahile bir kez daha bak — ufuktaki küçük ada Giresun Adası, antik Yunan kaynaklarındaki Amazonların Aretias'ı; oradaki balıkçı tekneleri her 20 Mayıs Aksu Festivali'nde adanın etrafında üç tur dönüyor. Ben her bu rotayı yaptığımda Atapark'ta on dakika otururum, denize son bakışı atarım, çünkü ondan sonra iki gün boyunca dağlar konuşacak. Aracına dön, deponu mutlaka doldur — bundan sonra yakıt istasyonları seyrekleşecek, fiyat artacak. Yola Espiye sapağından D-915 Şebinkarahisar yolu ile gireceksin, ana sahil yolundan değil.
Sana en içten tavsiyem şu: Giresun'dan saat 09:00 sularında çık; Şebinkarahisar'a öğleden önce varman lazım, çünkü 115 kilometrelik dağ yolu yaklaşık iki saat sürüyor ve molalı gidersen üç saate yaklaşıyor. Atapark'a aracını bırakıp on dakika sahile in, sonra benzin istasyonuna git — Espiye sapağı sonrası dağa girince istasyonlar seyrek. Eğer Şebinkarahisar'da gece konaklayacaksan rezervasyonu önceden yap; ilçede pansiyon sayısı sınırlı.
Giresun'un antik adı Kerasus, kiraz kelimesinin etimolojik kökenidir. MÖ 65'te Romalı general Lucullus Pontus seferinden dönerken kiraz fidanlarını ilk kez bu sahilden İtalya'ya götürmüş. Pompey ise Anadolu seferinde Şebinkarahisar bölgesindeki kaleyi ele geçirip ona Colonia adını vermiş — yani sabah ayrıldığın bu sahil ve akşam varacağın dağ kalesi, iki Roma generalinin de aynı yıllarda Pontus'u ele geçirme hikayesinin parçaları.
- ›Giresun çıkışı tam depo zorunlu — dağda istasyon seyrek
- ›Şebinkarahisar konaklama önceden ayarla — pansiyon sınırlı
- ›D-915 dağ yoluna ana sahil yolundan değil, Espiye sapağından gir
- ›Atapark'ta son sahil bakışı, sonra iki gün dağ
Burada Önerdiklerimiz
Giresun'dan çıkışta sahil yolundan değil, Espiye sapağından D-915'e dönüyorsun; bu kez deniz solunda kalmıyor, arkanda. Önümüzde 115 kilometrelik bir dağ tırmanışı var — ilk yarım saat boyunca yamaçlar yumuşak, fındık bahçeleri sıralı; sonra Doğankent civarında yol kayalık vadinin içinden geçmeye başlar, virajlar sıklaşır, manzara Karadeniz'in karakteristik nemli ormanlarından kuzey Anadolu yaylalarına dönüşür. Yaklaşık iki saatlik bir geçiş; ortalama hızını yetmiş tutarsan rahat. Yol boyunca büyük yerleşim yok, sadece küçük dağ köyleri ve birkaç çayhane.
D-915 dağ yolu virajlı ve yer yer dar; özellikle ilk saat dikkatli sür, ağır vasıta trafiği olabilir.

Şebinkarahisar'a girer girmez gözünü yukarı çevir, çünkü buranın asıl ikonu hemen kendini gösterir: Şebinkarahisar Kalesi. Şehrin tam üzerinde, dramatik bir kayalık çıkıntının üstüne kurulmuş, ortaçağda Mavrokastron (Yunanca kara hisar) adıyla anılırdı — bugünkü adı Karahisar da buradan geliyor. Tarih buradan akmış: önce Pompey MÖ 1. yüzyılda ele geçirip ona Colonia demiş, sonra Bizans piskoposluk merkezi olmuş, Selçuklular'la İslam topraklarına katılmış, Mehmed II 1461'de kesin olarak Osmanlı egemenliğine almış ve kaleyi büyütmüş. Aracını ilçe merkezine bırak, kaleye doğru yamaç yolunu takip et — son birkaç yüz metre yürüyerek çıkmak en mantıklısı, çünkü tepedeki manzara Avutmuş vadisinin tam üstünden geçiyor. Tepede bir saat geçir; rüzgar, taş, ve aşağıdaki sessiz kasaba. İndiğinde Atatürk Evi Müzesi'ne ayır yarım saat — ilçenin merkezinde, küçük ama bölge tarihi için iyi bir özet. Ben her bu rotayı yaptığımda Şebinkarahisar'da akşam olur, gece kalırım; sabah ışığında Şebin cevizinin (yöresel) ve dut pekmezinin sıcak halini bulabiliyorsun. Bu kasaba sessiz — Karadeniz sahil ilçelerinin gürültüsünden uzakta, yaylanın tam başında bir mola noktası.
Tavsiyem: Şebinkarahisar'da bir gece kal — ilçenin gece sessizliği ve sabah ışığı bu rotanın orta yarısını tam doyuruyor. Kaleye çıkış için kaymaz tabanlı ayakkabı şart; patika dik ve taşlık, yağmur sonrası kaygan. Atatürk Evi Müzesi pazartesi kapalı olabilir, gün planlamasında dikkat. Akşam yemeği için yöresel pide veya Şebin cevizli tatlılar dene; restoran yerine ilçe meydanındaki küçük lokantalar daha otantik.
Şebinkarahisar'ın antik adı Colonia (Yunanca Koloneia); Bizans tarihçisi Procopius'un yazdığına göre Roma generali Pompey Pontus seferinde bölgedeki kaleyi ele geçirip kasabaya bu adı vermiştir. Ortaçağda kale Mavrokastron (Yunanca Kara Hisar) adıyla anılmış; bu ad sonradan Türkçeye Karahisar olarak geçmiştir. Mehmed II 1461'de kesin olarak Osmanlı egemenliğine almış, kaleyi büyütüp tahkim etmiştir.
- ›Kaleye 30 dk dik patika — kaymaz ayakkabı şart
- ›Atatürk Evi Müzesi pazartesi kapalı kontrol
- ›Şebin cevizi + dut pekmezi yöresel imza tatlar
- ›İlçe pansiyon sınırlı — rezervasyon önce
- ›Akşam meydan lokantaları otantik, restoran zinciri yok
Burada Önerdiklerimiz
Şebinkarahisar Kalesi (Mavrokastron)
Şehrin üstündeki kayalığa kurulmuş ortaçağ kalesi; Bizans, Selçuklu, Osmanlı katmanlı.
Atatürk Evi Müzesi
Atatürk'ün Şebinkarahisar ziyaretinde kaldığı evden müzeye dönüştürülmüş yapı.
Behramşah Camii
İlçenin merkezindeki tarihi cami; Selçuklu ve Osmanlı dönemi katmanları.
Avutmuş Vadisi Manzara
Şebinkarahisar'ın bulunduğu vadi; kaleden panoramik manzara.
Şebinkarahisar'da gece kalalım mı?
Bu iki günlük rotanın ilk gününün doğal sonu Şebinkarahisar. İlçe sessiz, pansiyon sınırlı ama makul, sabah ışığı bu yamaca özel bir tat veriyor. Alternatif: hızlı geç, akşamı Erzincan'da bitir — ama 175 km ek yol demek, akşam yorulursun.
Şebinkarahisar'dan çıkışta yön doğuya — Suşehri yaklaşık altmış kilometre ileride. Bu parça boyunca yol Anadolu yaylasına iyice giriyor; manzara Karadeniz nemli ormanlarından açık step ve buğday tarlalarına dönüyor. Yamaçlar alçalır, gökyüzü genişler, hava daha kuru. Suşehri Sivas iline bağlı küçük bir merkez — Karadeniz'i geride bırakıp Sivas-Erzurum koridoruna giriş işareti. Bir saatlik bir geçiş, yol görece düz ve rahat; mola için Suşehri'nin meydanına çek, çay molası ver.
Suşehri'ne girer girmez fark edeceksin: ortam bambaşka. Karadeniz nemli yeşilliği geride kaldı, etrafında açık step, buğday tarlaları, geniş gökyüzü var. Bu küçük ilçe Sivas'a bağlı, Karadeniz'i geride bırakıp Doğu Anadolu'ya geçişin sembolik ara duraklarından biri. Burada büyük tarihi yapı yok, ama meydan sıcak ve sakin; aracını çek, bir bardak çay iç, biraz nefes al. Ben her geçtiğimde aynı şeyi yaparım — Suşehri meydanında otururken iki saatlik dağ tırmanışından çıkmış olmanın yorgunluğu bir an dinleniyor, sonra kalan yol için yeniden hazır oluyorum. Burada uzun mola verme, yarım saat yeter; çünkü Erzincan'a hâlâ yetmiş kilometre var ve oraya öğleden sonra varman lazım.
- ›Meydanda ücretsiz otopark mevcut
- ›Çay bahçeleri öğlen saatleri açık
- ›Yöresel buğday ekmeği denemeye değer
- ›Yakıt istasyonu mevcut, fiyat dağa göre normal
Burada Önerdiklerimiz
Suşehri'nden çıkışta D-100 üzerinden Refahiye yönüne ilerliyorsun — yaklaşık kırk kilometre, kırk dakikalık bir geçiş. Bu parça boyunca yol açık ve düz; Karasu nehrinin küçük kollarını birkaç kez geçeceksin, manzara sürekli step. Refahiye küçük bir Erzincan iline bağlı ilçe; orada büyük mola yok, ana hedef Erzincan ama Refahiye sapağı geniş bir vadiye iniş işareti.
Refahiye seni hazırlıksız yakalayacak; küçük, sade, ama coğrafi olarak rotanın önemli bir geçiş noktası. Burası Erzincan ilinin batı kapısı; ileride Karasu vadisinin geniş tarımsal düzlüğüne ineceksin, ama Refahiye hâlâ yamaçlarda. Aracını sahile çek, on beş dakika nefes al; eğer öğle yemeği vakti gelmişse meydanda küçük lokantalardan birinde yöresel pide veya kuru fasulye dene. Burada büyük tarihi yapı yok ama sakin ve gerçek bir Anadolu kasabası havası — ben her geçtiğimde Refahiye meydanından bir kez geçerim, çünkü Karasu vadisine inmeden önceki son yamaç durağı burası. Yarım saat sonra Erzincan'da olacaksın.
- ›Meydanda küçük lokantalar — yöresel pide, kuru fasulye
- ›Yakıt istasyonu mevcut
- ›Karasu vadisi inişi öncesi son yamaç durağı
Burada Önerdiklerimiz
Refahiye'den Erzincan'a sadece otuz kilometre, yarım saatlik bir iniş. Bu parça boyunca yol Karasu vadisinin batı yamacından aşağıya iniyor; vadi açıldıkça önünde geniş düzlük göreceksin, ufukta Erzincan şehri silüet vermeye başlayacak. Karasu nehri solunda akıyor, sağında Munzur dağlarının uzantıları yükseliyor. Erzincan'a girmeden önce şehrin 1939 büyük depremi sonrası yeniden inşa edildiğini bil — bu yüzden tarihi merkez sınırlı, modern dokusu hakim.
Erzincan'a girer girmez farklı bir Türkiye seni karşılayacak; geniş bulvarlar, modern düzen, düşük yapılaşma. Bunun bir sebebi var: 27 Aralık 1939 sabaha karşı 7.8 büyüklüğünde bir deprem şehri yerle bir etti; 30.000'den fazla can kaybı, eski tarihi doku neredeyse tamamen kayboldu. Bugünkü Erzincan o depremden sonra yeniden inşa edilmiş bir şehir, dolayısıyla yapıların çoğu modern. Ama bu rotada Erzincan'da uzun zaman geçirmiyoruz; bir saatlik bir mola verip merkezden geçişle yetinelim. Aracını şehir merkezine bırak, Cumhuriyet Meydanı çevresinde otuz dakika yürü; isteğe göre Erzincan Müzesi'ne ayır kalan zamanı, küçük ama bölgenin tarihöncesi ve antik dönem bulgularını içeriyor. Erzincan'ın asıl güzelliği aslında dışarıda — Karasu vadisi, Munzur dağlarının kuzey eteği, ve özellikle Kemaliye yönüne doğru gidersen Karadağ Kanyonu manzaraları. Ama bu rotada Kemaliye yok, ana yolumuz Erzurum'a, dolayısıyla Erzincan'da sadece bir öğle yemeği molası ver, sonra yola.
Tavsiyem: Erzincan'da uzun mola verme — bir saat yeter. Cumhuriyet Meydanı çevresinde küçük lokantalardan birinde öğle yemeği ye; yöresel ekmek Erzincan tulum peyniri ile birlikte denenebilir. Erzincan Müzesi pazartesi kapalı olabilir; eğer açıksa yarım saatlik bir özet gezi rotaya değer katar. Burası rotanın orta yarısının sonu, yakıt molasını da burada ver.
Erzincan'ın 27 Aralık 1939 depremi Türkiye'nin 20. yüzyıldaki en yıkıcı doğal afetlerinden biridir; 7.8 büyüklüğünde, sabaha karşı saat 02:00 civarında olmuş, resmi rakamlara göre 32.962 can kaybı vermiştir. Şehir tamamen yeniden inşa edilmiş; bu yüzden tarihi yapıların çoğu yok olmuştur. Antik dönemde bölge Acilisene adıyla anılırdı; Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenlikleri altında geçmiştir.
- ›Erzincan tulum peyniri yöresel imza tat
- ›Erzincan Müzesi pazartesi kapalı kontrol
- ›Cumhuriyet Meydanı çevresi küçük lokantalar
- ›Yakıt istasyonu bol, fiyat normal
- ›Şehir modern — beklentini buna göre ayarla
Burada Önerdiklerimiz
Erzincan'dan Aşkale'ye yaklaşık yüz kırk kilometre, iki saatlik uzun bir geçiş. Bu parça boyunca yol Karasu vadisinin kuzeyinden çıkıp Çoruh dağlarının kollarına tırmanır; manzara açık step ve dağ yamaçlarının karışımı, ufukta hava açıksa kar tutmuş zirveler seçilir. Aşkale Erzurum iline bağlı küçük bir merkez, rotanın son kontrol noktası — orada bir nefes molası ver, sonra son elli kilometre Erzurum'a tırmanış.
Erzincan-Aşkale arasında yamaç tırmanışı uzun ve düzenli; motor su sıcaklığı kontrol et, özellikle yaz aylarında.
Aşkale'ye girer girmez artık Doğu Anadolu'dasın — etrafında geniş yaylalar, ufukta kar tutmuş dağlar, hava daha soğuk ve daha kuru. Aşkale küçük, sade, ama coğrafi olarak rotanın Erzurum öncesi son nefes noktası. Aracını meydana çek, yarım saat dinlen; eğer hava soğuksa içeride bir bardak çay iç, dışarıda yamaç manzarasına bak. Burası rotanın hangi noktada olduğunu hissettirir — sabah Karadeniz'deydin, akşam Erzurum'da olacaksın, ve şu an iki ortasında, tam tırmanışın doruğundasın. Ben her bu rotayı yaptığımda Aşkale'de en az yirmi dakika dururum; çünkü buradan Erzurum'a son elli kilometre, ve Erzurum'a varır varmaz şehrin temposuna kapılırsın. Burada otururken bir an dünyayı dinle, sonra yola dön.
- ›Erzurum öncesi son rahat yakıt istasyonu
- ›Hava soğuk — mont yanında olsun
- ›Meydan çayhaneleri açık, otantik
- ›Aşkale-Erzurum arası 50 km, rahat
Burada Önerdiklerimiz
Aşkale'den Erzurum'a son elli kilometre, kırk beş dakikalık bir tırmanış. Bu parça boyunca yol açık ve geniş, D-100 ana karayolu; manzara giderek genişler, ufukta Erzurum'un yayıldığı Erzurum Ovası açılır. Şehre yaklaştıkça yamaçta küçük yerleşimler, sonra sanayi bölgesi, en sonunda da merkez. Erzurum 1.900 metre rakımda — Türkiye'nin en yüksek rakımlı il merkezlerinden biri, bu yüzden hava bir anda farklılaşır; yazın bile akşamları serin, kışın ise gerçekten soğuk. Şehre girince Çifte Minareli Medrese tabelalarını takip et, şehir merkezi parkına yakın.
Erzurum girişinde sanayi bölgesi trafiği; ana yola sadık kal, iç sokaklara dalma.

Vardık. Sabah Giresun'un sahilinden çıkmıştık, şu an Erzurum'un göbeğindeyiz — 1.900 metre rakım, kar dağlarının ortasında, Türkiye'nin en zengin ortaçağ taş işçiliği koleksiyonlarından birinin başkenti. Rotanın final ekseninde iki yapı var: Çifte Minareli Medrese ve Yakutiye Medresesi. Önce Çifte Minareli'ye git; 13. yüzyılda, Selçuklu veya İlhanlı dönemine atfediliyor (akademik tartışmalar var, kesin tarih için 1253 civarı kabul ediliyor), iki minarenin arasında dramatik bir taç kapı ile karşılayacak seni. Hatuniye Medresesi olarak da anılıyor; bazı kaynaklar bunu Hudavend Hatun'a atfeder. Yapının iç avlusunda otur, taşa kazınmış o İslamî geometrik ve bitkisel motifleri izle, yedi yüz yıl öncesinin elinin değdiğini hisset. Sonra Yakutiye Medresesi'ne yürü; 1310'da İlhanlı dönemi, Hoca Yakut tarafından yaptırılmış, taç kapısındaki aslan ve hayat ağacı kabartmaları Anadolu Türk-İslam sanatının en güzel örneklerinden. Bu iki yapının arasında bir saatlik bir gezinti yap; kalan zamanı şehrin kalbi Erzurum Kalesi'ne ayır — Selçuklu dönemi savunma noktası, tepeden şehrin tamamı görünür. Akşam yemeği için Cağ kebabı mutlaka — Erzurum'un imza yemeği, döner kebabın atası, ahşap ateşte çiğ kuzu eti şişler üstünde dik döner. Ben her bu rotayı bittikten sonra aynı şeyi söylerim: Erzurum bir şehir değil, bir uygarlığın taşa kazınmış sözüdür.
Tavsiyem: Çifte Minareli ve Yakutiye Medresesi şehir merkezinde yan yana, yarım saat yürüyüş mesafesinde. Sabah ışığı 09:00-11:00 arası taş kabartmaları için en iyisi; eğer akşam vardıysan ertesi sabaha bırak. Müzeler genelde ücretsiz veya çok düşük ücretli, pazartesi kapalı kontrol. Cağ kebabı için merkezdeki tarihi lokantalardan birini tercih et; akşam saatleri otantik, hızlı zincir restoran tarzı yerine geleneksel Erzurum lokantası ara. Şehir 1.900 metrede, yaz aylarında bile akşamları serin — mont mutlaka yanında olsun.
Çifte Minareli Medrese (Hatuniye Medresesi) 13. yüzyılda inşa edilmiştir; akademik kaynaklar yapının Anadolu Selçuklu dönemi (1253 civarı, II. İzzeddin Keykavus veya Hudavend Hatun atfı) veya erken İlhanlı dönemi olduğu konusunda farklı görüşler taşır. Yakutiye Medresesi ise 1310'da İlhanlı döneminde, Hoca Yakut tarafından Olcaytu Han adına yaptırılmıştır; taç kapısındaki aslan ve hayat ağacı kabartmaları Anadolu Türk-İslam sanatının en güzel örneklerindendir.
- ›Çifte Minareli + Yakutiye yan yana, yarım saat yürüyüş
- ›Sabah ışığı taş kabartmaları için ideal
- ›Cağ kebabı Erzurum imza yemeği — geleneksel lokanta ara
- ›Pazartesi müze kapalı kontrol
- ›1.900 m rakım — yaz akşamları serin, mont yanında
- ›Erzurum Kalesi tepeden panorama için yarım saat
Burada Önerdiklerimiz
Çifte Minareli Medrese (Hatuniye)
13. yüzyıl Selçuklu/İlhanlı medresesi; iki minare ve dramatik taç kapı.
Yakutiye Medresesi
1310 İlhanlı dönemi medrese; aslan ve hayat ağacı kabartmaları.
Erzurum Kalesi
Şehrin merkezindeki Selçuklu dönemi kalesi; tepeden şehir panoraması.
Üç Kümbetler
12-14. yüzyıl Selçuklu mezar anıtları; dini mimarinin nadir örnekleri.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Müzesi
Bölge arkeolojik ve etnografik koleksiyonu; Urartu dönemi buluntuları.
Lala Mustafa Paşa Camii
16. yüzyıl Osmanlı camisi; Mimar Sinan tarzı yapı.
İpuçları
- ✓Karadeniz'den Doğu Anadolu'ya iklim değişimi keskin — tüm hava katmanları için kıyafet
- ✓Şebinkarahisar konaklamayı önceden ayarla; pansiyon sınırlı
- ✓D-915 dağ yolu virajlı, sabırlı sür; ağır vasıta trafiği olabilir
- ✓Erzincan-Aşkale arası uzun motor zorlama; su sıcaklığını kontrol et
- ✓Erzurum 1.900 m rakım — yaz bile mont gerektirir akşam
- ✓Cağ kebabı için merkezdeki geleneksel lokantayı tercih et, zincir değil
- ✓Müzeler pazartesi kapalı kontrol; gün planlamasında dikkat
- ✓Yakıt: Giresun çıkışı + Erzincan + Aşkale tam depo planı
- ✓Şebin cevizi + dut pekmezi yöresel imza, yola al
Uyarılar
- !D-915 Giresun-Şebinkarahisar yolu virajlı ve dar — yağışta dikkat
- !Erzincan-Aşkale uzun tırmanış; motor zorlanırsa mola ver
- !Erzurum kışın çok soğuk; kasım-mart arası buz/kar riski yüksek
- !Şebinkarahisar Kalesi tırmanışı dik patika; yağmur sonrası kaygan
Tüm yolculuk tek bakışta
Yukarıda dakika dakika anlatılan tüm rotanın gün-gün kısa özeti. Tatilpanosu.net rehberi Gül Dinç'in dengelediği tempo — yola çıkmadan önce tek bakışta gözden geçirebilir, paylaşabilir veya yazdırabilirsin.
Sahilden dağa — Giresun'dan Şebinkarahisar'a tırmanış
- 1Sabah Giresun Adası ve Atapark — denize son bakış
- 2D-915 dağ yolu, fındık bahçelerinden yaylalara
- 3Öğleden sonra Şebinkarahisar Kalesi tırmanışı
- 4Atatürk Evi Müzesi ve Behramşah Camii
- 5Akşam ilçe meydanında otantik yöresel pide
Anadolu yaylasından Erzurum'a — son tırmanış
- 1Suşehri çay molası — Sivas-Erzurum koridoruna giriş
- 2Refahiye nefes durağı, Karasu vadisi inişi
- 3Erzincan Cumhuriyet Meydanı ve tulum peyniri öğle
- 4Aşkale son nefes molası — Doğu Anadolu yaylası
- 5Akşam Erzurum Çifte Minareli + Yakutiye Medresesi
- 6Erzurum Kalesi panorama, akşam Cağ kebabı
Giresun - Erzurum hakkında
merak edilenler
Şebinkarahisar üzerinden molasız yaklaşık 7 saat; molalı 1 günlük rota olarak yorucu, 2 gün ideal.
İki gün ideal. İlk gün Giresun → Şebinkarahisar (115 km, dağ tırmanışı + kale, overnight). İkinci gün Şebinkarahisar → Erzurum (320 km, Karasu vadisi geçişi + medrese ziyareti).
İlçede pansiyon sayısı sınırlı ama makul fiyatlı. Önceden rezervasyon önerilir; özellikle yaz aylarında veya hafta sonlarında dolu olabiliyor.
Mayıs-Ekim arası ideal — dağ yolları açık, Erzurum yazın bile serin. Kasım-Mart arası Erzurum çok soğuk, Şebinkarahisar yolunda kar/buz riski; bu dönemde kış lastiği ve zincir şart.
13. yüzyıla tarihlenen yapının kim tarafından yaptırıldığı akademik tartışma konusudur; bazı kaynaklar Anadolu Selçuklu sultanı II. İzzeddin Keykavus'a, bazıları Hudavend Hatun adına yapıldığını söyler. Hatuniye Medresesi olarak da anılması ikinci görüşü destekler.
Erzurum'un imza yemeği — döner kebabın atası sayılır. Çiğ kuzu eti uzun şişlere dizilir, ahşap ateşte yatay olarak döndürülerek pişirilir, dilim dilim alınır. Geleneksel lokantalarda lavaş ve kıvırcık marulla servis edilir.
Giresun çıkışında tam depo zorunlu; Şebinkarahisar'da küçük istasyon mevcut, Erzincan'da bol seçenek, Aşkale'de Erzurum öncesi son rahat istasyon. Genel kural: her büyük şehirde yakıt seviyesini kontrol et.
Bu rotada hayır — şehir 1939 depremi sonrası modern olarak yeniden inşa edildi, tarihi doku sınırlı. Ama Kemaliye yönüne bir günlük yan gezi yaparsan Karadağ Kanyonu, Munzur dağ manzaraları büyük bir bonus olur; o ayrı bir rotanın konusu.
Daha fazla rota ve seyahat rehberi için Tatilpanosu.net Yollar

Vardık.
Vardık.
Vardık. Sabah Giresun'un sahilinden çıkmıştık, şimdi 1.900 metre rakımdaki Erzurum'un Çifte Minareli Medrese'sinin önündeyiz. Arada 435 kilometre, 2 gün, 7 durak ve neredeyse iki bin metre tırmanış geçti. Şebinkarahisar'ın ortaçağ kalesini, Suşehri'nin Sivas-Erzurum koridorunu, Erzincan'ın Karasu vadisini, Aşkale'nin yayla geçişini ve sonunda Erzurum'un Selçuklu ve İlhanlı taş işçiliğinin başyapıtlarını gördük. Şimdi Yakutiye Medresesi'nin avlusunda otur, 1310 yılından kalma o taş kabartmaları izle; sonra Çifte Minareli'ye yürü, çift minarenin arasından geçen rüzgarı dinle. Gece Cağ kebabı ye — bu rotanın final akşamı için Erzurum'un en sıcak hediyelerinden biri. Ben bu rotayı her yürüdüğümde Karadeniz'den çıkıp başka bir Türkiye'ye girdiğimi hissederim; bence sen de hissedeceksin. Yeni bir yol için tekrar buluşana dek, sağlıkla.
Yolculuğa Devam Et
İlgili Yazılar

Giresun Resimleri
Karadeniz’in yoğun olarak hissedebileceğiniz ender şehirlerden olan Giresun’a ait en güzel resimleri derlemeye çalıştık. Geçen zaman sürecinde paylaştığımız Trabzon fotoğrafları konusundan sonra 2. Karadeniz fotoğraf albümüzüde Giresun konusuyla paylaşmış oluyoruz. İleri dönemlerde Karadeniz turundan sonra Karadeniz şehirleri hakkında detaylı tatil rehberi yazılarını, diğer şehirlerde yazdığımız şekilde yazmayı düşünüyoruz. Şimdi yazının devamında en güzel Giresin resimlerine […]

Türkiye’nin Gizli 10 Cennet Köşesi
Şüphesiz ki ülkemizin gezilecek ve görülecek yerleri bir hayli fazla. Bu liste daha da artırılabilir fakat biz daha çok ziyaretçilerden ve deneyimlerden yola çıkarak en popüler 10 yeri seçtik ve değerlendirdik. 1- Akyaka, Muğla Muğla ili sınırları içerisindeki Akyaka, Muğla’nın diğer ilçelerini şirinliği ve sadeliği bakımından açık ara geçmiş durumda. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, şirin […]

Tatil Wallpaper – Tatil Duvar Kağıtları
Tatil duvar kağıtları ile ilgili bir eksiklik olduğunu farketmemizle kolları sıvamamız bir oldu. Sizler için tatil yerleri hakkında derlenen en güzel wallpaperları derlemeye çalıştık. Bu duvar kağıtlarını ögzürce kullanabilir ve bilgisayarınıza arzuladığınız o havayı katabilirsiniz. Yapmanız gereken aşağıdaki wallpaperlara tıklayıp tam haliyle açılmasını sağlamak ardından. Açılan fotoğrafa sağ tuşlayıp “Duvar Kağıtı Yap” yazısına tıklamanızdır. Tebrikler […]

Gül DİNÇ
Konya Selçuk Üniversitesi Turizm Bölümünden mezun kokartlı tur rehberi Gül Dinç tarafından bu bireysel tur mimarisi hazırlanmıştır.
TatilPanosu — 20 yıllık seyahat rehberi tecrübesi


