

Hoş geldin. Ben Gül Dinç, bugün seninle Karadeniz'den çıkıp Selçuklu medeniyetinin başkentlerinden birine gidiyoruz. Önümüzde 320 kilometre ve iki gün var; Giresun'dan Şebinkarahisar'ın ortaçağ kalesine tırmanacak, Suşehri ve Koyulhisar üzerinden Anadolu yaylasının kalbine giriş yapacak ve sonunda Sivas'ın 13. yüzyıldan kalma medreselerinin taş işçiliği önünde duracağız. Sivas'ta seni bekleyenler küçük değil — Çifte Minareli Medrese (1271), Şifaiye Medresesi (1217) ve Gök Medrese (1271), üçü de Türkiye'nin Selçuklu sanatının zirve noktaları. Tatilpanosu için bu rotayı kurgularken aklımda hep şu vardı — bu yol bir geçiş değil, bir çağ değişimi. Bagajını topla, çıkıyoruz.
Tur Planlayıcı
Başlangıç saatini seç, plan otomatik hesaplansın
Giresun → Sivas Yolculuk Hazırlığı
Hazırlık
Bavul
Araç
Belgeler
Yol Güzergahı
Haritada bir durağa tıkla veya kartları aşağı kaydırarak harita otomatik o noktaya yaklaşır.

Yola Giresun'dan başlıyoruz; bugün rotamızın yönü güneye, iç Anadolu yaylasına doğru, ve bu basit bir geçiş değil — sabah deniz seviyesindeyiz, akşam 1.364 metre rakımdaki Şebinkarahisar'da, ertesi gün Sivas'ın 1.275 metre yaylasında olacağız. Aracını Atapark çevresine bırak, sahile bir kez yürü, ufka bak; orada küçük, sessiz bir kara parçası var — Giresun Adası, antik kaynaklarda Aretias, Amazonların efsanevi sığınağı, Argonotların Kolhis'e giderken uğradığı kıyı. Buraya ben her geldiğimde aynı şeyi yaparım: kıyıdan adaya bir kez bakar, asitli fındıktan bir avuç alır, çünkü bundan sonra iki gün boyunca denizi göremeyeceksin — bunu bil ve hatırını al. Atapark'taki çay bahçelerinden birinde isteğin olursa beş dakika otur, Karadeniz nemli rüzgarını son kez ciğerine çek. Sonra aracına dön, deponu mutlaka doldur — dağa girince istasyonlar seyrek, fiyat dağ değerinde olur. Espiye sapağından D-915 Şebinkarahisar yoluna sapacaksın; ana sahil yolundan değil, içeride. Bir bakışla deniz arkanda, önünde fındık bahçeleri ve dağa giden kıvrımlı yol.
Sana en içten tavsiyem şu: Giresun'dan saat 09:00 sularında çıkmaya çalış — sabahın trafiği yatışmış olur, sahil yolu açık ve serin, Şebinkarahisar'a öğleden önce varman lazım çünkü 115 kilometrelik dağ yolu ortalama iki saat sürüyor ve molalı gidersen üç saate yaklaşıyor. Atapark çevresinde otopark sınırlı, özellikle hafta sonları sabah erken doldur; alternatif olarak Şehit Eyüp Han Sokağı çevresine bırakıp beş dakika yürümek daha rahat. Yakıtı mutlaka Espiye sapağı öncesi tam doldur — dağa girince istasyonlar seyrek, fiyat dağ değerinde olur, yani normalden yüzde on-on beş yüksek. Eğer Şebinkarahisar'da gece kalmayı düşünüyorsan rezervasyonu mutlaka önceden yap; ilçede pansiyon sayısı sınırlı.
Giresun'un antik adı Kerasus, kiraz kelimesinin etimolojik kökenidir. MÖ 65'te Romalı general Lucullus Pontus seferinden dönerken kiraz fidanlarını ilk kez bu sahilden İtalya'ya götürmüş — bizim kiraz'ımız bu kıyının armağanı.
- ›Atapark çevresinde fındık satıcıları + ücretsiz otopark
- ›Espiye sapağı öncesi tam depo
- ›D-915 dağ yoluna ana sahilden değil iç sapaktan gir
Burada Önerdiklerimiz
Giresun'dan çıkışta Espiye sapağından D-915'e dönüyoruz; deniz arkanda kalıyor, önümüzde 115 kilometrelik dağ tırmanışı var. İlk yarım saat fındık bahçeleri, sonra Doğankent civarında kayalık vadi, en sonunda Karadeniz nemli ormanlarından kuzey Anadolu yaylalarına geçiş. Yaklaşık iki saatlik bir geçiş; viraj sıklıkları nedeniyle ortalama hızını yetmiş tutarsan rahat. Yol boyunca büyük yerleşim yok, sadece dağ köyleri ve birkaç çayhane.
D-915 dağ yolu virajlı ve dar — sabırlı sür, ağır vasıta trafiği olabilir.

Şebinkarahisar'a girer girmez gözünü yukarı çevir; çünkü buranın ikonu hemen kendini gösterir — Şebinkarahisar Kalesi, dramatik bir kayalık çıkıntının üstüne kurulmuş, ortaçağda Mavrokastron (Yunanca kara hisar) adıyla anılırdı. Pompey MÖ 1. yüzyılda ele geçirmiş ve Colonia adını vermiş; sonra Bizans, Selçuklu, Mehmed II 1461'de Osmanlı egemenliğine almış. Aracını ilçe merkezine bırak, kaleye yamaç yolundan çık — son birkaç yüz metre yürü, çünkü tepedeki manzara Avutmuş vadisinin tam üstünden geçiyor. Ben her bu rotayı yaptığımda kalede yarım saat geçiririm, sonra Atatürk Evi Müzesi'ne yarım saat ayırırım. Şebin cevizi (yöresel) ve dut pekmezini de yola al, akşam Sivas'ta tatlı atıştırmalık olur.
Tavsiyem şu: Şebinkarahisar Kalesi'ne çıkmak için kaymaz tabanlı ayakkabı şart — patika dik ve taşlık, yağmur sonrası kayganlaşır. Aracı kale otoparkına çıkarma, alttaki ilçe merkezine bırakıp on beş dakikalık yamaç yürüyüşü hem omzu açar hem de mahallenin içinden geçişi otantik kılar. Atatürk Evi Müzesi genellikle pazartesi kapalı, gün planlamasında dikkat. Akşam yemeği için zincir restoran arama; ilçe meydanındaki küçük lokantalardan biri otantik seçim, yöresel pide veya Şebin cevizli tatlı dene. Eğer rotada ekstra zamanın varsa Behramşah Camii'ne de yarım saat ayır — şehrin daha sessiz yamacında, küçük ama tarihi bir cami.
Bizans tarihçisi Procopius'un yazdığına göre Roma generali Pompey Pontus seferinde bölgedeki kaleyi ele geçirmiş ve kasabaya Colonia adını vermiş. Ortaçağda kale Mavrokastron (Kara Hisar) olarak anılmış; bu ad sonradan Türkçeye Karahisar olarak geçmiştir. Mehmed II 1461'de kesin olarak Osmanlı'ya almış.
- ›Kaleye 30 dk dik patika — kaymaz ayakkabı
- ›Atatürk Evi Müzesi pazartesi kapalı kontrol
- ›Şebin cevizi + dut pekmezi yöresel imza
Burada Önerdiklerimiz
Şebinkarahisar'da gece kalalım mı?
Bu rota iki gün; ilk gün Şebinkarahisar'da konaklayıp ikinci gün Sivas'a yönelmek dengeyi tam tutturur. Alternatif: hızlı geç, akşamı Sivas'ta bitir — ama yorucu olur.
Şebinkarahisar'dan çıkışta yön doğuya — Suşehri yaklaşık altmış kilometre ileride. Bu parça boyunca yol Anadolu yaylasına iyice giriyor, manzara Karadeniz nemli ormanlarından açık step ve buğday tarlalarına dönüyor. Yamaçlar alçalır, gökyüzü genişler, hava daha kuru. Suşehri Sivas iline bağlı küçük bir merkez — bir saatlik rahat geçiş.
Suşehri'ne girer girmez fark edeceksin: ortam bambaşka. Bir saat önce Şebinkarahisar'ın yamacındaydın, şimdi geniş düz bir yaylanın ortasındasın; Karadeniz nemli yeşilliği geride, etrafında açık step, sarı buğday tarlaları, alabildiğine geniş bir gökyüzü var. Sivas iline bağlı bu küçük ilçe coğrafi olarak bir eşik — Karadeniz dağ koridorunu geride bırakıp Anadolu yaylasının kalbine giriyorsun. Burada büyük bir tarihi yapı yok, görkemli bir cami veya kale yok; ama meydan sıcak ve sakin, çayhaneler güneşin altında masalar dizmiş bekler. Aracını meydana çek, bir bardak çay iç, biraz nefes al — bu kısa mola yorgunluğunu hafifletir, kalan yol için seni hazırlar. Ben her bu rotayı yaptığımda Suşehri meydanında otururken aynı şeyi düşünürüm: Karadeniz'i geride bırakmak her zaman küçük bir kayıp gibi gelir, ama açılan step manzarası kendi sessiz güzelliğiyle bunu telafi eder. Eğer öğle saati gelmişse, meydan çevresindeki küçük bir lokantada yöresel buğday ekmeği ile birlikte basit bir yemek seni doyurur. Yarım saat sonra Koyulhisar yolunda olacaksın.
Tavsiyem: Suşehri'nde uzun mola verme — yarım saat yeter. Meydanın çevresindeki çayhanelerden birinde bir bardak çay, kalan zamanı yola dönmek için sakla. Eğer öğle saati gelmişse meydan çevresinde küçük lokantalar mevcut, yöresel buğday ekmeği ve basit bir öğün için yeterli; gourmet beklentisi olmasın, bu Anadolu'nun küçük bir nefes alma noktası. Yakıt istasyonu mevcut ama bir sonraki büyük tam dolum noktası Sivas, bu yüzden seviye düşükse burada doldur.
- ›Meydanda ücretsiz otopark
- ›Yöresel buğday ekmeği denemeye değer
- ›Yakıt istasyonu mevcut, Sivas'a kadar son rahat nokta
Burada Önerdiklerimiz
Suşehri'nden Koyulhisar'a yaklaşık kırk beş kilometre, kırk dakikalık bir geçiş. Bu parça boyunca yol step ve dağ yamaçları arasında ilerliyor; Kelkit nehrinin küçük kollarını birkaç kez geçeceksin. Koyulhisar Sivas'a bağlı küçük bir dağ ilçesi, kale kalıntıları ile bilinir.
Koyulhisar küçük ama coğrafi olarak tam bir geçiş noktası. İlçe Kelkit nehri vadisinin kuzey yamacında kurulmuş; nehir aşağıda akıyor, kasaba yamaçtan ona bakıyor, ufukta dağ silsileleri açılıyor. Şehrin üzerindeki kayalık çıkıntıda eski bir kale kalıntısı görünür — Bizans dönemine atfediliyor, sonradan Selçuklu ve Osmanlı katmanları eklenmiş, ama bugün yapı taştan duvar parçalarından ibaret; ne kadar görkemli olsa da artık daha çok bir anı gibi duruyor yamaçta. Aracını ilçe meydanına çek, kale yamacına doğru on beş dakikalık bir yürüyüş yap; tırmanış dik değil ama yokuş, ayağındaki rahat bir ayakkabı yeter. Tepeden Kelkit vadisinin tamamını görürsün, hava açıksa karşı yamaçtaki köyleri sayabilirsin; ben her geldiğimde burada beş dakika otururum, vadinin sessizliğini içime çekerim. Koyulhisar'ın bir özelliği daha var — bal mevsiminde (haziran-eylül) bölge balcılarının tezgahları meydana kurulur; eğer denk gelirse cam kavanoz almak güzel olur, evine bir parça Anadolu yayla balı götürmüş olursun. Sonra aracına dön, çünkü Hafik ileride seni bekliyor — daha geniş, daha kuru, daha yayla bir Anadolu manzarası.
- ›Kale yamacına 15 dk yürüyüş
- ›Meydan çayhanesi açık
- ›Koyulhisar bal mevsiminde meşhur
Burada Önerdiklerimiz
Koyulhisar'dan Hafik'e altmış kilometre, bir saatlik bir geçiş. Yol şimdi Sivas yaylasına iyice yaklaşıyor; manzara giderek açılır, ufukta Sivas'ın geniş düzlüğünün uzantıları görünür. Hafik küçük bir Sivas ilçesi, asıl ünü tuz gölleri ve Tatar tuz madenlerinden geliyor.
Hafik'e girer girmez fark edeceksin: ortam yine değişti. Koyulhisar'da Kelkit vadisinin yamacındaydın, şimdi tam bir Anadolu yaylasının ortasındasın; ufka kadar uzanan step, hafif tepeler, alabildiğine geniş bir gökyüzü. Bu küçük ilçenin asıl ikonu Hafik Tuz Gölü ve etrafındaki antik tuz madenleri — binlerce yıldır bu bölgeden tuz çıkarılmış, Selçuklu döneminde Sivas için önemli bir gelir kaynağı olmuş; tuz aslında dönemin değerli mallarından biriydi, yiyeceklerin saklanmasından dini ritüellere kadar her şeyde kullanılıyordu. Aracını ilçe merkezine bırak, on beş dakikalık bir yürüyüşle göl manzarasına ulaşırsın; göl mevsime göre yarı kuru olabiliyor, kuru zamanlarda zemini beyaz tuz katmanlarıyla parıldıyor, fotoğrafı için tuhaf bir ay yüzeyi etkisi var. Ben her bu rotayı yaptığımda Hafik'te en az yarım saat dururum çünkü buradan Sivas'a son giriş kapısı bu yayla; hava açıksa ufukta Sivas merkezinin silüetini bile seçebilirsin. Güneş yansıması güçlü olur, gözlüğünü hazır tut. Sonra aracına dön, son kırk kilometreyi kapatmaya hazır ol — Sivas Çifte Minareli Medrese seni bekliyor.
- ›Tuz gölü mevsime göre yarı kuru olabilir
- ›Yamaçlar açık, güneş yansıması güçlü — gözlük şart
- ›Sivas öncesi son rahat istasyon
Burada Önerdiklerimiz
Hafik'ten Sivas'a son kırk kilometre, kırk dakikalık bir geçiş. D-100 üzerinden ana yola dönüyorsun; manzara giderek genişliyor, ufukta Sivas'ın yayıldığı geniş düzlük açılıyor. Şehre yaklaştıkça önce sanayi bölgesi, sonra merkez. Sivas trafiği yoğun değil, merkez sapağına gir, Çifte Minareli Medrese tabelalarını takip et.

Vardık. Sabah Karadeniz'den çıkmıştık, şu an Sivas'ın Selçuklu medreselerinin ortasındayız. Önce Çifte Minareli Medrese'ye git — 1271'de Anadolu Selçuklu veya İlhanlı dönemine atfediliyor, iki minarenin arasındaki dramatik taç kapı seni karşılayacak. Yapı vakanüvis kayıtlarında Sahip Şemseddin Mehmed veya Hudavendigar Hatun atfı taşıyor, akademik tartışmalar açık. Sonra hemen yanındaki Şifaiye Medresesi'ne yürü; 1217'de Anadolu Selçuklu sultanı I. Keykavus tarafından yaptırılmış, dönemin en gelişmiş tıp medreselerinden biri, içinde sultan türbesi de var. Üçüncü olarak Gök Medrese — yine 1271, Sahip Ata Fahrettin Ali'nin yaptırdığı, çini ve taş işçiliği ile ünlü. Bu üç medrese yan yana; bir saatlik bir gezintide üçünü de doyurabilirsin. Ben her bu rotayı bittikten sonra aynı şeyi söylerim — Sivas yedi yüz yıl önceki bir uygarlığın taşa kazınmış sözüdür. Akşam etli ekmek dene, Sivas'ın imza tatlarından.
Sana en içten tavsiyem şu: üç medreseyi (Çifte Minareli, Şifaiye, Gök Medrese) sabah ışığında ziyaret et — 09:00-11:00 arası taş kabartmaları için en parlak saatler, ışık tam yapının üzerine düşüyor, fotoğrafları başka türlü çıkıyor. Üç medrese yan yana, yarım gün rahat doyurur. Müzeler genelde ücretsiz veya çok düşük ücretli, ama pazartesi kapalı olabilirler — gün planlamasında mutlaka kontrol et. Akşam yemeği için Sivas'ın imza yemeği etli ekmek'i merkezdeki geleneksel fırınlardan birinde dene, zincir lokanta seçeneklerinden uzak dur. Eğer rotada ekstra bir günün varsa Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (UNESCO Dünya Mirası, Sivas'a 175 km doğuda) ayrı bir rotaya değer; ortaçağ taş işçiliğinin dünyada eşi az görülen örneklerinden biri ama o ayrı bir günlük yan gezi.
Çifte Minareli Medrese 1271'de inşa edilmiştir; akademik kaynaklar yapıyı Anadolu Selçuklu veya erken İlhanlı dönemine atfeder. Şifaiye Medresesi 1217'de Anadolu Selçuklu sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır; dönemin en gelişmiş tıp medreselerinden biriydi, sultanın türbesi de yapı içindedir. Gök Medrese ise 1271'de Selçuklu veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmıştır.
- ›Üç medrese yan yana — yarım gün ziyaret yeterli
- ›Sabah ışığı 09-11 arası taş kabartmalar için ideal
- ›Etli ekmek Sivas imza yemeği — geleneksel fırın tercih
- ›Pazartesi müze kapalı kontrol
- ›Divriği Ulu Camii (UNESCO) ekstra gün gerektirir
Burada Önerdiklerimiz
Çifte Minareli Medrese
1271 Selçuklu/İlhanlı medrese; iki minare ve dramatik taç kapı.
Şifaiye Medresesi
1217 Selçuklu tıp medresesi; sultan türbesi de içinde.
Gök Medrese
1271 Selçuklu medresesi; çini ve taş işçiliği.
Sivas Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi
1919 Sivas Kongresi'nin yapıldığı tarihi bina; Cumhuriyet kuruluş öncesi belgeler.
Buruciye Medresesi
1271 Selçuklu medresesi; bugün küçük müze ve çay bahçesi.
İpuçları
- ✓Karadeniz'den iç Anadolu'ya iklim değişimi keskin — kıyafet katmanlı
- ✓Şebinkarahisar konaklama önceden ayarla — pansiyon sınırlı
- ✓D-915 dağ yolu virajlı; sabırlı sür
- ✓Sivas medreseleri yan yana — yarım gün gezi yeterli
- ✓Etli ekmek Sivas'ın imza tatlarından
- ✓Pazartesi müzeler kapalı kontrol
- ✓Yakıt: Giresun çıkışı + Suşehri + Sivas planı
- ✓Şebin cevizi yola tatlı atıştırmalık
Uyarılar
- !D-915 Giresun-Şebinkarahisar yolu virajlı ve dar — yağışta dikkat
- !Şebinkarahisar Kalesi tırmanışı dik patika
- !Sivas kışın çok soğuk; aralık-şubat kar/buz riski
Tüm yolculuk tek bakışta
Yukarıda dakika dakika anlatılan tüm rotanın gün-gün kısa özeti. Tatilpanosu.net rehberi Gül Dinç'in dengelediği tempo — yola çıkmadan önce tek bakışta gözden geçirebilir, paylaşabilir veya yazdırabilirsin.
Karadeniz'den dağa — Giresun'dan Şebinkarahisar'a
- 1Sabah Giresun Adası ve Atapark
- 2D-915 dağ yolu, fındık bahçelerinden yaylalara
- 3Öğleden sonra Şebinkarahisar Kalesi tırmanışı
- 4Atatürk Evi Müzesi ve Behramşah Camii
- 5Akşam yöresel pide ve Şebin cevizi
Yayladan medreselerin başkentine — Sivas finali
- 1Suşehri çay molası — iç Anadolu koridoru
- 2Koyulhisar Kalesi ve Kelkit vadisi
- 3Hafik tuz gölü ve antik Tatar madenleri
- 4Sivas Çifte Minareli + Şifaiye + Gök Medrese ziyareti
- 5Akşam etli ekmek ve Sivas Kongre Müzesi
Giresun - Sivas hakkında
merak edilenler
Şebinkarahisar üzerinden molasız yaklaşık 5.5 saat; molalı 1 günlük rota olarak yorucu, 2 gün ideal.
İki gün ideal. İlk gün Giresun → Şebinkarahisar (115 km, kale + overnight). İkinci gün Şebinkarahisar → Sivas (205 km, medreseler + akşam).
Mayıs-Ekim ideal; Sivas yazın bile serin akşamlar. Kasım-Mart Sivas çok soğuk, dağ yolunda kar/buz riski.
Çoğu ücretsiz veya çok düşük ücretli; bazıları müze olarak işlev gördüğü için Müzekart kapsamında. Pazartesi kapalı kontrol.
Hayır, Divriği Sivas'a 175 km doğuda; UNESCO listesindeki bu yapı ayrı bir rotaya değer. Bu rotada sadece Sivas merkez ziyaret ediliyor.
Sivas'ın imza yemeği — uzun ince hamur üzerine kıymalı, soğanlı, baharatlı kıyma yayılır, taş fırında pişirilir. Lavaş ve ayran ile servis edilir.
Daha fazla rota ve seyahat rehberi için Tatilpanosu.net Yollar

Vardık.
Vardık.
Vardık. Sabah Karadeniz'in fındık başkentindeydik, akşam Sivas'ın Selçuklu taş işçiliğinin başyapıtlarının önündeyiz. Arada 320 kilometre, 2 gün, 7 durak ve neredeyse sekiz yüz yıl tarih geçti. Şebinkarahisar'ın Mavrokastron kalesini, Suşehri ve Koyulhisar'ın step koridorunu, Hafik'in tuz göllerini ve sonunda Sivas'ın Çifte Minareli, Şifaiye ve Gök Medreselerini gördük. Şimdi Şifaiye'nin avlusunda otur, 800 yaşındaki taş duvarlara dokun; sonra Çifte Minareli'ye yürü, çift minarenin arasından geçen Anadolu rüzgarını dinle. Akşam yöresel etli ekmek dene — Sivas'ın imza tatlarından. Yeni bir yol için tekrar buluşana dek, sağlıkla.
Yolculuğa Devam Et
İlgili Yazılar

Giresun Resimleri
Karadeniz’in yoğun olarak hissedebileceğiniz ender şehirlerden olan Giresun’a ait en güzel resimleri derlemeye çalıştık. Geçen zaman sürecinde paylaştığımız Trabzon fotoğrafları konusundan sonra 2. Karadeniz fotoğraf albümüzüde Giresun konusuyla paylaşmış oluyoruz. İleri dönemlerde Karadeniz turundan sonra Karadeniz şehirleri hakkında detaylı tatil rehberi yazılarını, diğer şehirlerde yazdığımız şekilde yazmayı düşünüyoruz. Şimdi yazının devamında en güzel Giresin resimlerine […]

Türkiye’nin Gizli 10 Cennet Köşesi
Şüphesiz ki ülkemizin gezilecek ve görülecek yerleri bir hayli fazla. Bu liste daha da artırılabilir fakat biz daha çok ziyaretçilerden ve deneyimlerden yola çıkarak en popüler 10 yeri seçtik ve değerlendirdik. 1- Akyaka, Muğla Muğla ili sınırları içerisindeki Akyaka, Muğla’nın diğer ilçelerini şirinliği ve sadeliği bakımından açık ara geçmiş durumda. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, şirin […]

Tatil Wallpaper – Tatil Duvar Kağıtları
Tatil duvar kağıtları ile ilgili bir eksiklik olduğunu farketmemizle kolları sıvamamız bir oldu. Sizler için tatil yerleri hakkında derlenen en güzel wallpaperları derlemeye çalıştık. Bu duvar kağıtlarını ögzürce kullanabilir ve bilgisayarınıza arzuladığınız o havayı katabilirsiniz. Yapmanız gereken aşağıdaki wallpaperlara tıklayıp tam haliyle açılmasını sağlamak ardından. Açılan fotoğrafa sağ tuşlayıp “Duvar Kağıtı Yap” yazısına tıklamanızdır. Tebrikler […]

Gül DİNÇ
Konya Selçuk Üniversitesi Turizm Bölümünden mezun kokartlı tur rehberi Gül Dinç tarafından bu bireysel tur mimarisi hazırlanmıştır.
TatilPanosu — 20 yıllık seyahat rehberi tecrübesi


